Östrojen

Ana üreme yeri kadın yumurtalıklarıdır. Rahim iç tabaka­sının ve meme bez dokusunun gelişmesini sağlar. Menstrüel siklus’un düzenlenmesine katılır. Kadın olma duygusunu ve ruhsal huzuru sağlar. Ayrıca diğer organların çoğunun me­tabolizmasını etkiler. Böylece kemik yıkımını engeller ve yağ  metabolizmasını olumlu etkiler. Deride kollagen oluşumunu uyarır ve kadına özgü derialtı yağ dokusu oluşumunu sağlar. Saçların gelişimini uyarır. Karaciğerde pıhtılaşma faktörleri oluşumunu uyarır. Ve böylece kanın pıhtılaşma yeteneğini ar­tırır. Bu özellik kadında menstruasyon kanamalarını ve doğum sonu kanamalarını durdurmak için evrimin östrojenlere yük­lediği bir görevdir. Östroj enlerin kan damarlarına etkisi çok karmaşıktır ve tam olarak açıklığa kavuşmamıştır.

Hormon üreten bezlerin hücrelerinin yaşlanmasının ya-nısıra; obezite, uykusuzluk, yanlış beslenme, hastalıklar, stres, bedensel aktivite eksikliği gibi yaşam biçimimizin çeşitli özel­likleri de hormon yetersizliğine yol açabilir. Bu nedenle ös­trojen dışında diğer hormonlarda azalma bireysel farklılıkla, oldukça yavaş yavaş ve kısmen olur. Östrojen ise kadınların tümünde yaş dönümünde birkaç ayda hemen hemen tam ola­rak eksilir. Ancak regl durması hormon replasmanı için asla bir endikasyon değildir. Her kadının yaş dönümünde klimakterik şikayetleri olmaz. Çünkü yağ dokusu, özellikle meme yağ do­kusu yüksek miktarlarda östrojen yapar. HRT için en iyi ölçüt kadının kendisini nasıl hissettiğidir. Sağlıklı ve aktif yaşam bi­çiminde menopoz şikayetleri ya yoktur ya da çok hafiftir. Aşırı menopoz şikayetleri varsa en azından belirli bir süre için HRT uygulanmalıdır (meme kanseri olguları dışında). Birer yıllık uygulamadan sonra östrojen alımına ara vererek şikayetlerin tekrarlayıp tekrarlanmayacağı denenmelidir. Şikayetlerin de­vamı iki yıldan daha uzun süreli tedaviyi gerekli kılabilir.
ostrojen (1)

Bu durumda aşağıdaki kontrendikasyonların hiçbirinin olmaması koşuldur.

•  Meme kanseri

•  Birinci derece akrabalarda (anne, baba, kardeşler) meme kanseri

•  Diyabet

•  Yüksek tansiyon

•   Sigara

•  Teşhis konmuş ateroskleroz

•   Geçirilmiş tromboz

•   Genetiğe bağlı tromboza yatkınlık (“APC resistance” diye tanımlanan gen formu kolay bir gen testi ile saptanır.) Cilt yoluyla doğal östrojen (Estreva-gel, sandrena-gel,

sisaregel) tercih edilmelidir. Başlangıçta ana östrojen 17(3 – Östradiol günde 4 mg salık verilir. 17 (3-Östradiol’ün kan düzeylerinin kan muayeneleriyle saptanabilmesi büyük avan­taj sağlar. Konjuge östrojen, etinilostradiol ve östriol kullanı­lıyorsa östradiole dönüşüm olmadığından kanda 17 (3-Östradiol saptanması anlamsızdır. Bir yıl sonra günlük doz 2 mg’a indirilir. Uzun süre kullanım için günlük dozun 1 mg olması hedeflenmelidir. Klimakteriumdan önce kandaki Östradiol düzeyi 30-200 ng/mL arasında değişir. Tedavi sırasında bu ara­lıkta kalmalı, ancak kan östrojen düzeyi östrojene bağlı diğer semptomlarla özellikle meme dokusu yoğunluğu ile birlikte ele alınmalıdır. Mamografide kanser araştırılmasının yanı sıra meme dokusunun yoğunluğunun saptanması da çok önemli­dir. Çünkü meme dokusu yoğunluğu memedeki östrojen kon­santrasyonunu yansıtır. Yoğunluk arttıkça meme kanserine yakalanma olasılığı artar. Kanda östrojen miktarı çok düşük olduğunda bile eğer memelerde gerginlik ve meme dokusu yo­ğunluğu çoksa aşırı östrojen yapımı olmaktadır. Bu özelliğin bilinmesi bireye özgün tedavi olanağı sağlar. Kanda östrojen düzeyi yüksek ve kadında memelerde ağrı olur olmaz tedaviyi kesmek gerekir.

Üter usun varlığında östrojen tedavisine Progesteron ek­lenmelidir. Doğal menstrual siklusu taklit edercesine östrojen sürekli, ek olarak doğal progesteron (Utrogestan, progestan) günde 2 kez 100 mg oral, vajinal ya da rektal yolla ya da Duphaston 2 x 10 mg siklusun ikinci yarısında oral yolla 12 gün kullanılır. Bu yöntem ile kadının aylık kanamaları olur.

Diğer bir uygulama yöntemi düşük doz (100 mg) progesteron’un ya da 2,5-5 mg Duphaston un her gün östrojenle birlikte aynı anda alınmasıdır. Bu tedavi sırasında kanamalar olmaz. Bu birçok kadının arzu ettiği bir durumdur. Uterusu alınmış kadınlar yalnızca östrojeni sürekli almalıdırlar.

SERM (Selektif Estrojen Reseptör Modulatörü)

Doğal östrojenin memelere, rahime ve pıhtılaşma sistemi­ne olan negatif etkilerini göstermeyen fakat tüm pozitif etki­lerine sahip olan ideal östrojen arayışı sürmektedir. Bu yolda kısmi bir başarı sağlanmıştır. Örneğin Roloxifen (Evista) me­nopozdan sonra kemik yıkımını (osteoporoz) etkin bir şekilde önlemektedir. Ayrıca meme ve rahim kanserinden koruyucu etkisi de olmaktadır. Ancak beyin ve damar sistemi Raloxifeni östrojen olarak algılamadığından tipik menopoz yakınmaları­na Raloxifenin bir yararı olmamaktadır. Bu yakınmaları olma­yan kadınlarda, özellikle osteoporozu önlemek için Roloxifen iyi bir alternatiftir.

Fitoöstrojenler (Bitkisel östrojenler)

Fitoöstrojenlerin en önemli grubu izoflavonlardır.

İzoflavonlar özellikle kırmızı yonca ve soya ürünlerinden elde edilen östrojen etkili bileşiklerdir. Vücudun kendi östroj e-nine göre zayıf etkili olsa da birçok iyi özellikleri olduğundan menopoz yakınmalarının tedavisinde iyi bir ün kazanmıştır. Çünkü fitoöstrojenler meme ve rahim kanseri riskini azaltır.

İsoflavonlar hücrelerdeki östrojen reseptörlerine bağlana­rak bunları bloke eder. Böylece vücut östrojenlerinin bu resep­törlere bağlanmalarını ve etkili olmalarını önler. Yani vücut östroj enlerinin aktivitesini azaltarak, aşırı östrojenlerin neden olabileceği yan etkileri (meme kanseri vb.) engeller. Vücutta yeterli östrojen olmadığında da östrojen reseptörlerine bağlanan fitoöstrojenler, zayıf da olsa bir miktar östrojenik aktivite gösterir. Ancak bu zayıf östrojenik aktivite aşırı ölçülerdeki yaş dönümü yakınmalarını önlemede yetersiz kalır. Kuşkusuz meme kanseri olan bir kimseye fitoöstroj en verilmez. Fitoös­troj enler, vücudun diğer sistemleri (kemik, beyin, kalp, damar) üzerine Östrojenlerin olumlu etkilerini yaparlar. Damar sertli­ğini ve osteoporozu önlemede yararlı olur.

En iyi östrojen kaynağı bir yonca türü olan kırmızı yonca (trifolium pratense) ve soyadır. Kırmızı yonca soyadan farklı olarak ayrıca aromataz enzimini (testosteronu östrojene dö­nüştüren enzim) engelleyici etki gösterir. Bu erkek için iki yön­den yararlı olur. Testosterondan aromataz enzimi ile östrojen yapımı azalınca testosteronda hafif bir artış olur. Ostrojenin meme büyümesi, kalçalarda yağ toplanması gibi erkek için ne­gatif etkileri de ortaya çıkmaz. Soyada bulunan birer izoflavon olan Genistein ve Daidzein tümörlerin beslenmeleri için gerek­li olan yeni kan damarlarının oluşumunu ve tümör büyümesi­ni destekleyen enzimleri engelleyerek kansere karşı savaşırlar. Meme ve prostat kanseri riskini azaltabilir. Soya gibi diğer kuru baklagiller (mercimek, fasulye, bezelye, nohut) yeşil çay, bira, inek sütü, fitoöstroj en içerir.

Günlük gereksinim 80 gram tofu, 250 cc soya drink ya da soya yoğurdu, ya da günde 2-3 izoflavon tableti ile sağlanabi­lir. Kırmızı yonca ekstresi (menoflavone, premensin) ve soya izoflavonları (izoflavon, soy ısoflavone) kapsül formunda bu­lunmaktadır.

Erkeklerde Östrojen

Erkeğinde kemikleri, cinsel üretkenliği, prostat sağlığı ve ruhsal dengesi için östrojene gereksinimi var. Acaba erkekteki düşük östrojen düzeyi östrojen vererek dengelenmeli mi?

Erkekteki östrojen yetersizliği hemen hemen daima testosteron ya da DHEA yetersizliğine bağlı olduğundan bunların düzene sokulması daha mantıklıdır. Vücut bu hormonlardan ihtiyacı olduğu kadar östrojeni elde eder. Ender olarak bazı erkeklerde testosteron ve DHEA’yı östrojene değiştiren enzim zayıflığı vardır. Bunlara düşük doz östrojen tedavisi gerekir

Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz

Yukarı Çık